<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>OlurBelki.Com - Neden Olmasınki? :) &#187; 1</title>
	<atom:link href="http://www.olurbelki.com/tag/1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.olurbelki.com</link>
	<description>Bir takım ilginç olaylar ve daha fazlası..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 15:58:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Başbakan İnternet Medyası ile Buluştu</title>
		<link>http://www.olurbelki.com/06/06/2010/basbakan-internet-medyasi-ile-bulustu-internet-sansuru/</link>
		<comments>http://www.olurbelki.com/06/06/2010/basbakan-internet-medyasi-ile-bulustu-internet-sansuru/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 21:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[15 bilgisayarın birbirine bağlanmasıyla ortaya çıkan internet]]></category>
		<category><![CDATA[1994 yılında sadece 10 bin internet sayfası varken]]></category>
		<category><![CDATA[234 milyon adet web sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[3 Kasım 2002]]></category>
		<category><![CDATA[4 milyar e-posta hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[40 yıl önce]]></category>
		<category><![CDATA[90 trilyon adet elektronik posta]]></category>
		<category><![CDATA[aile kurumunu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[barış demekle barış olmuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan İnternet Medyası]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Boşnak]]></category>
		<category><![CDATA[çarpık kentleşme]]></category>
		<category><![CDATA[CENAZELERDE SLOGAN ATILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[çevre kirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları dikkate almayan]]></category>
		<category><![CDATA[demokratik açılım süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[dünyamızı küçük bir köye dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[G-20 Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Güneydoğu]]></category>
		<category><![CDATA[hakaret içeren]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Kongre Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı arabalar]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı trenler]]></category>
		<category><![CDATA[inançları]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Medyası]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Medyası kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Medyası nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet medyası temsilcileri]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet medyası temsilcileri Sütlüce]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik oranı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel finans krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt kardeşlerim]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Laz]]></category>
		<category><![CDATA[Mezhepler]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik ve kardeşlik projesi]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik ve kardeşlik süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Musalla taşındaki şehite slogan yüklenmez]]></category>
		<category><![CDATA[otokontrol]]></category>
		<category><![CDATA[otosansür]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Rencide edici]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah.com.tr]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[Sütlüce]]></category>
		<category><![CDATA[Sütlüce Haliç Kongre Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[Terör örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[terör sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[uçaklar]]></category>
		<category><![CDATA[ülkenin ortak değerlerini çiğneyen yayınlar özgürlük değil]]></category>
		<category><![CDATA[www.sabah.com.tr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.olurbelki.com/?p=1630</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı diğer medyada olduğu gibi, internette de sansürü, kısıtlamayı kabul etmediklerini belirterek, &#8221;Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz&#8221; dedi. Başbakan Erdoğan, internet medyası temsilcileriyle Sütlüce&#8217;deki Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, 40 yıl önce, yalnızca 15 bilgisayarın birbirine bağlanmasıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="internet sansürü Başbakan konuşması" src="http://i.tmgrup.com.tr/sbh/2010/06/05/Haber/819820652444.jpg" alt="http://i.tmgrup.com.tr/sbh/2010/06/05/Haber/819820652444.jpg" width="200" height="200" /><strong>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı diğer medyada olduğu gibi, internette de sansürü, kısıtlamayı kabul etmediklerini belirterek, &#8221;Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz&#8221; dedi.</strong></p>
<p>Başbakan Erdoğan, internet medyası temsilcileriyle Sütlüce&#8217;deki Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde bir araya geldi.</p>
<p>Burada bir konuşma yapan Erdoğan, 40 yıl önce, yalnızca 15 bilgisayarın birbirine bağlanmasıyla ortaya çıkan internetin, bugün dünyayı tam anlamıyla bir ağ gibi ören, hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline dönüştüğünü söyledi.<span id="more-1630"></span></p>
<p>Erdoğan, 1994 yılında sadece 10 bin internet sayfası varken, bugün dünya genelinde kayıtlı tam 234 milyon adet web sitesi bulunduğunu vurgulayarak, dünya genelinde internet kullanıcılarının sayısının ise 1,7 milyar kişi olarak tahmin edildiğini kaydetti.</p>
<p>Geçen yıl boyunca 90 trilyon adet elektronik posta gönderildiğini dile getiren Erdoğan, yine dünya genelinde 1,4 milyar e-posta hesabı olduğunun ifade edildiğini belirtti.</p>
<p>Bunların çok büyük rakamlar ve internetin küresel ölçekte dünyayı nasıl değiştirdiğinin de rakamsal göstergeleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye&#8217;de 6,5 milyon civarında bir nüfusun internet abonesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Erdoğan, &#8221;Ancak internet kullananların oranı, nüfusumuzun yüzde 33&#8242;ü olarak tahmin ediliyor. Yani Türkiye, özellikle genç nüfus olmak üzere interneti çok yoğun şekilde kullanıyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8221;NİMETLERİN YANINDA KÜLFETLER GETİREN BİR SÜREÇ&#8221;</strong></p>
<p>Önce telefon, ardından da radyo ve televizyonun yaygınlaşmasıyla dünyanın küresel bir köye dönüştüğünün ifade edildiğini, internetin bu küresel köyü çok daha küçülttüğünü ve sınırsız bir hale getirdiğini anlatan Erdoğan, küreselleşmenin, nimetler yanında külfetler de getiren bir süreç olduğunu kaydetti.</p>
<p>Sermayenin, mal ve hizmetlerin, bilginin, haberin çok kısa sürelerde yer değiştirmesinin, uzak kavramının ortadan kalkmasının, şeffaflığın artmasının küreselleşmenin nimetlerinden olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Ancak, dünya genelinde internetle ilgili istatistiklere baktığımızda bir başka çarpıcı gerçeği de görüyoruz. Dünya genelinde 1,7 milyar kişi internet kullanıyor. Dünya nüfusunun 6,5 milyarı aştığı, 7 milyara yaklaştığı düşünülürse, halen çok büyük bir kesimin internete tıklamadığı, belki hayatında hiç internet görmediği anlaşılacaktır. Birileri için küçülen dünyanın, bir başka kesim için hiçbir ilerleme kaydetmediği gerçeğini her an aklımızda bulundurmamız gerekiyor. Birileri için refah artarken, birilerinin daha da yoksullaştığı belli bölgeler, belli coğrafyalar, 21. yüzyılı yaşarken başka bölgelerin hala 20. yüzyıla ulaşamadığı gerçeğini de kabul etmek durumundayız.&#8221;</p>
<p>Erdoğan, son küresel ekonomik krizin dünya üzerindeki bu eşitsizliğin somut olarak görülmesine vesile olduğunu, dahası bu tablonun sürdürülebilir olmadığını da ortaya çıkardığını dile getirerek, &#8221;Kuzey ile güneyin, doğu ile batının aynı yeryüzünde, fakat farklı koşullarda yaşadığı bir dünyada bu tür krizler de her zaman yaşanacak, tedbir alınmadığı takdirde de bedeli bugünkünden çok daha ağır olacaktır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Başta G-20 Zirvesi olmak üzere her platformda bu gerçeğe dikkati çektiklerini kaydeden Erdoğan, süregiden dengesizliğin sadece ekonomik sonuçlar doğurmadığını, başta terör, göç, çevre kirlenmesi, çarpık kentleşme olmak üzere birçok soruna da zemin hazırladığını dile getirdiklerini ve bir an önce tedbirlerin alınması noktasında uyarılarını yaptıklarını bildirdi.</p>
<p>Erdoğan, &#8221;İnternet, evet tüm diğer iletişim araçları gibi dünyamızı küçük bir köye dönüştürüyor, ama kullananlar için, ona sahip olanlar için dünyayı küçültüyor. Küçülen ve birbirine yakınlaşan bir dünyanın tartışmasız şekilde iyi, olumlu olduğunu düşünürken, bu iletişim araçlarına sahip olmayanlarla aranın açıldığını da maalesef göremez hale geliyoruz&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8221;İNTERNETİN BİR CANAVAR OLMASINI ÖNLEMEK DURUMUNDAYIZ&#8221;</strong></p>
<p>Bir başka sorunun internetin kullanımıyla ilgili olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Biz, hepimiz internetin doğuşuna, yaygınlaşmasına şahit olduk. Bu süreci adım adım izledik. Heyecan vericiydi, muhteşemdi, dünyayı değiştirecek, dönüştürecek, bilgi akışını, iletişimi hızlandıracak bir gelişmeydi. Ama zamanla, çok ciddi sorunları da beraberinde getirdiğini gördük. Amacı dışında kullanıldığında ki maalesef bunu acımasızca yaşıyoruz, toplumun tüm değerlerine de tepkiyle bir yaklaşım tarzı. Kötü niyetli kullanıldığında, bunu ben şöyle düşünüyorum; Bir bıçak var, bir neşter var. Neşterle hayat kurtarıyorsunuz, bir bıçak var, onu ekmek kesiminde vesaire kullanıyorsunuz. Ekmek keserken tamam güzel, ama aynı bıçağı kalkıp bir yanlış olayda, cinayette kullanabilirsin. Buradaki niyetler çok şey değiştiriyor. Neşterle hayat kurtarmak, öbür tarafta bıçakla insanı öldürmek. Gereğinden fazla kullanıldığında ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlara yol açtığını müşahede ettik. Daha işin başında sayılırız ve bu noktada önlemleri şimdiden almak zorundayız. Önce aile, ardından eğitim kurumu, ardından oto kontrolle internetin bir canavar olmasını önlemek, son derece yararlı bir araç olarak kullanılır hale getirmek durumundayız.&#8221;</p>
<p>Toplantıya katılanları, bu alanın iyi niyetli ve onurlu yaklaşım gösteren temsilcileri olarak gördüğünü vurgulayan Erdoğan, burada ortak bir yaklaşım içerisinde mücadelenin hep birlikte verilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>&#8221;BU NOKTADA HEPİMİZ SORUMLULUK SAHİBİYİZ&#8221;</strong></p>
<p>Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Bu noktada hepimiz sorumluluk sahibiyiz. Özgürlüğün, şeffaflığın, açıklığın aracı olan internetin, kısıtlanmadan, ama kendi kendini de kontrol ederek büyümesini sağlamak, bizzat internet kullanıcılarının, bizzat internet sağlayıcılarının görevidir diye düşünüyorum. Bizim gelenek göreneklerimize, toplumun genel ahlak değerlerine saygı duyan bir anlayışı sürdürmemiz, bunu geliştirmemiz öyle zannediyorum bir Başbakan olarak benim de hatırlatmam gereken bir sorumluluğumdur. Ama bu alanın aktörleri olarak sizlerin de bu dayanışma içerisinde yer alması sizin de sorumluluğunuzu gerektirir. Tıpkı diğer medyada olduğu gibi, internette de sansürü, kısıtlamayı kabul etmiyoruz. Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de kendisini artık daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz.&#8221;</p>
<p>İnternet medyasının Türkiye&#8217;de artık çok ciddi ve büyük bir sektör haline geldiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Ne gariptir ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı ve hızlandırdığı oranda insanları da daha meşgul, daha fazla zaman fakiri yapıyor. Bunu 7&#8242;den 70&#8242;e görüyorsunuz. Evinizdeki ufacık çocukların bu noktada adeta farklı bir paranoya halinde odasının kapısını kilitleyip içeriye girdiğini ve ne ablasını ne annesini kimseyi içeri sokmadığını görüyorsunuz. Böyle bir durum var. Derslerine çalışmayan, ama oraya kilitlenen bir nesil geliyor. Bizim anne babalarımız kadar vaktimiz yok. Çamaşır makinelerimiz, bulaşık makinelerimiz, her türlü elektrikli ev aletlerimiz var, ama eskiye göre daha az vaktimiz var. Artık uçaklar, hızlı arabalar, hızlı trenler var, ama eskisinden çok daha fazla acelemiz var.&#8221;</p>
<p><strong>&#8221;İNTERNET MEDYASI ALANINDA HIZLI İLERLEME KAYDETTİK&#8221;</strong></p>
<p>Bu vakit darlığının, haber alma, habere ulaşma noktasında da insanları hızlı davranmaya ittiğini ve internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun artık internet medyasını takip ederek habere ulaştığını vurgulayan Erdoğan, &#8221;Tabii şu hususta sizlere teşekkür etmek durumundayım. Türkiye kısa zamanda internet medyası alanında hızlı ilerleme kaydetti ve kullanıcıların vazgeçilmez internet adresleri oluştu&#8221; dedi.</p>
<p>Başbakan Erdoğan, tatlı ve bir o kadar da hızlı rekabetin artık haber sitelerine de hakim olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bu kaliteyi, bu seviyeyi yakaladığınız için sizleri kutluyorum. Ancak, bu rekabet ve bu hız arasında bazen sınırların zorlandığını, ciddi hatalar yapıldığını da üzülerek görüyoruz. Telif noktasında, özel hayatın mahremiyeti, çocukların korunması, haklar ve kişisel özgürlükler konusunda kimi zaman istenmeyen manzaralar, istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Hükümet olarak, bu sorunları ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerimiz, hazırlıklarımız devam ediyor. Ancak bir kez daha tekrarlamak istiyorum; Esas olan otokontroldür, otosansürdür ve internet medyasının bu noktada çok daha hassas olmasını ben sizlerden rica ediyorum. Bizler, hepimiz aynı gemi içindeyiz ve aynı istikamete doğru yol alıyoruz. Bu konuda kimsenin tahrikine gelmemeniz lazım.&#8221;</p>
<p><strong>CENAZELERDE SLOGAN ATILMAZ</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda şehit canezelerinde atılan sloganları eleştiren Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>Şehit cenazelerini istismar ederek siyaset yapanlar sürecin karşısındadır. Şehit musalla taşında sadece dualar bekler. Musalla taşındaki şehite slogan yüklenmez. Bu siyasi istismardan başka hiç bir şey değildir.</p>
<p>İnternet medyası temsilcileriyle Sütlüce&#8217;deki Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde bir araya gelen Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada, Hükümet olarak, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında bir süredir toplumun çeşitli kesimleriyle görüşmeler, istişareler yaptıklarını, fikir teatisinde bulunduklarını söyledi.</p>
<p>Önce ses sanatçılarıyla, ardından sahne ve şov dünyasının ünlü simalarıyla, edebiyatçı ve düşünürlerle, radyocularla bir araya geldiklerini anımsatan Erdoğan, bugün spor dünyasının tanınmış simalarıyla da verimli bir toplantı yaptıklarını belirtti.</p>
<p>Erdoğan, bugüne kadar görüşleri sorulmayan, fikirlerine başvurulmayan, önerileri dikkate alınmayan kesimleri tek tek dinlediklerini, notlarını aldıklarını ve onların önerilerinin, yapıcı eleştirilerinin politikalarına ışık tutması yolunda gayret sarf ettiklerini aktardı.</p>
<p>İnternet medyasının, milli birlik ve kardeşlik sürecinde çok kilit bir rol oynayacağına yürekten inandığını vurgulayan Erdoğan, &#8221;Hayatımıza bu kadar giren, günlük yaşamımızda bu kadar vazgeçilmez yer edinen ve günlük hayatı bu kadar etkileyen bir medyanın, bu sürecin dışında, uzağında kalmasını elbette kabul edemeyiz&#8221; dedi.</p>
<p>Bu ülkede yıllarca bazı şeylerin konuşulmadığını, konuşulamadığını, bazı sorunların görülmediğini, görülemediğini, görülse bile o sorunların üzerine güçlü bir iradeyle gidilemediğini ifade eden Erdoğan, sorunları görmemek, görmezden gelmek ve hasır altı etmenin, o sorunları ortadan kaldırmadığını kaydetti.</p>
<p>Erdoğan, yıllardır yürütülen bu görmezlik politikasının 3 Kasım 2002 seçimlerinde iflasını ilan ettiğini vurgulayarak, &#8221;Bugün artık yeni bir gündür ve bu yeni günde sorunlara kulağımızı tıkayarak, sırtımızı dönerek, gözümüzü yumarak yol alamayız. Bu ülkede sorun var. Çünkü bu ülkede gençler ölüyor, anneler ağlıyor, ocaklar sönüyor. Bu ülkenin kaynakları, enerjisi, sonu gelmez tartışmalarda heba ediliyor. Buna &#8216;dur&#8217; demek, Türkiye&#8217;nin bu sorunları aşmasını sağlamak, geleceğe çok daha güçlü şekilde yürümek zorundayız ve Hükümet olarak yaptığımız budur&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8221;AYRIMCILIĞIN BU ÜLKENİN HAYRINA OLMADIĞINA İNANIYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>Terörün ve gençlerin ölümünün ülkenin değişmez kaderi olmadığına, ayrımcılığın bu ülkenin hayrına olmadığına inandıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Milli Birlik ve Kardeşlik Projesine kimse farklı kılıf uydurmasın. İster adına &#8216;Güneydoğu&#8217;, ister &#8216;Doğu sorunu&#8217;, ister &#8216;Kürt sorunu&#8217; deyin. Önemli olan zarf değil, mazruf. içeriğinde ne var, ona bakın. &#8216;Bu sürecin adı demokratik açılım süreci olmalıdır&#8217; dedik. Bunun içinde ne var? Terör sorunu var. Sorunlardan bir tanesidir Kürt sorunu. Boşnak, Roman, Lazın hepsinin sorunu var. Onun için hepsiyle çeşitli çalıştaylar yaptık, yapıyoruz. Aynı şekilde ülkemizde dini grupların sorunları var. Onlarla da görüşmeler yaptım. Mezhepler noktasında farklılıklar var. Alevi çalıştayı yaptık, sonuç noktasına geldi. Bununla da kalmadık, ülkemizde azınlıkların da sorunları var. Eğer siz bir ülkeyi yönetiyorsanız, o ülkedeki azınlığın oranı hiçbir zaman sorun haline gelemez. Sayısı ne olursa olsun o insanlar size emanettir. Onlarla ilgileneceksiniz, tek tek çözeceksiniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tarihten devraldığımız değerler bize zaten bu yükü, bu sorumluluğu yüklüyor. Ayrımcılığın bu ülkenin hayrına olmadığına inanıyoruz.&#8221;</p>
<p><strong>&#8221;TÜRKİYE ARTIK EMEK YOĞUN ÇALIŞAN BİR ÜLKE DEĞİLDİR&#8221;</strong></p>
<p>Erdoğan, ülkenin ekonomik sorunları olduğunu, yaptırdıkları kamuoyu araştırmalarında en önemli sorunun işsizlik olduğunu gördüklerini ifade ederek, 10,3 ile devraldıkları oranın küresel finans krizinde 14.4&#8242;e yükseldiğini, geçen yıl aynı ayda bu rakamın 16,50 olduğunu kaydetti.</p>
<p>Gelen rakamların 2010&#8242;un ilk çeyreğinin rakamları olduğunu, Mayıs, Haziran ve Temmuz rakamları geldiğinde işsizliğin çok daha farklı bir noktaya düşeceğinin görüleceğini dile getiren Erdoğan, belki 3-4 puan düşüş olabileceğini söyledi.</p>
<p>Erdoğan, normal şartlarda bile işsizliğin mevsimsel olduğunu belirterek, hizmet sektörünün Türkiye&#8217;de ağırlıklı olarak belli aylarda tırmanış gösterdiğini kaydetti.</p>
<p>Hizmet sektöründeki istihdam artışının işlerini kolaylaştırdığını aktaran Erdoğan, &#8221;Ama bu arada yoğun bir şekilde Türkiye yatırımlarda da hızla bir yükselişin içinde. Türkiye artık emek yoğun çalışan bir ülke değildir. Türkiye artık emek yoğun çalışmaktan, teknoloji yoğun çalışmaya giden bir ülkedir. Bunu tekstil sektöründe de tarım sektöründe kullanılan traktör sayısına bakın, biçerdöverlere bakın, bunu göreceksiniz. Vatandaşım bunu alacak noktaya Ziraat Bankasının verdiği kredilerle geldi&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8221;SÜREÇ TÜM ENGELLEMELERE RAĞMEN KARARLI ŞEKİLDE İLERLİYOR&#8221;</strong></p>
<p>Erdoğan, milli birlik ve kardeşlik sürecinin askıya alındığını söyleyenler bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Hayır, ne hız kesti, ne bitti. Yanılıyorlar ve yanıldıkları gibi Türkiye&#8217;de nelerin, nasıl değiştiğini görmüyorlar. Bu sürece karşı çıkanlar, kendi şahsi çıkarlarını, istismar zeminlerini kaybetme kaygısıyla karşı çıkıyorlar. Terör eylemleriyle süreci provoke edenler, çözümü istemedikleri, sorundan beslendikleri için kanlı saldırılarını da artırıyorlar. Biz eğer bugün buna teslim olursak, inanın yarın gençlerin, çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Terör örgütünün sinsi planlarına, çetelere, mafyaya, karanlık güç odaklarına teslim olursak, yarının nesillerine aydınlık bir Türkiye teslim edemeyiz. Süreç tüm engellemelere, provokasyonlara rağmen kararlı şekilde ilerliyor.&#8221;</p>
<p>Erdoğan, bugüne kadar silah satarak, uyuşturucu pazarlayarak, kaçakçılık, taşeronluk yaparak kazanç sağlayanların süreci engellemenin peşinde olduklarını kaydederek, şehit cenazelerini, annelerin göz yaşlarını istismar ederek siyaset sahnesinde ayakta kalmaya çalışanların sürecin karşısında olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>&#8221;BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ DEMEKLE BARIŞ OLMUYOR&#8221;</strong></p>
<p>Musalla taşındaki şehidin slogan beklemediğini, sadece dua istediğini söyleyen Erdoğan, &#8221;Bu, siyasi istismardan başka bir şey değildir. Bizim değerlerimizin içinde yeri budur&#8221; dedi.<br />
Statükoyu koruyarak, çözümsüzlüğü muhafaza ederek, Türkiye&#8217;nin değişimine engel olarak siyaset yapmaya alışmış olanların sürece muhalif olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Burada bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum; terör örgütü hiçbir zaman benim Kürt kardeşlerimin, Kürt vatandaşlarımın sözcüsü olmadı, olamaz. Terör örgütü, Türkiye&#8217;nin kardeşliğini, birliğini, dayanışmasını hedef alanların taşeronudur, tetikçisidir ve artık bu gizlenemez bir hale gelmiştir. Terör örgütünün barış adına adım atması söz konusu olamaz. Barış, barış, barış demekle barış olmuyor. Bal, bal demekle ağız tatlanmaz. Bunlar barış derken, diğer tarafta şehitlerimizin bayrağa sarılı tabutları geliyor.&#8221;</p>
<p>Erdoğan, terör meselesini minimize etmekte, Alevi, Roman vatandaşların, azınlıkların sorunlarını çözmekte, başta işsizlik olmak üzere ekonomik sorunların üzerine gitme noktasında son derece samimi olduklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>&#8221;ÜLKENİN ORTAK DEĞERLERİNİ ÇİĞNEYEN YAYINLAR ÖZGÜRLÜK DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>Önemli mesafeler katettiklerini ve çok daha fazlasını yapacaklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8221;Bir kez daha söylüyorum, siz olmazsanız, siz bu sürece katkı vermezseniz, süreç eksik kalır. Haberlerinizde, videolarınızda, görüntülerinizde bu ülkenin her türlü hassasiyetini gözetmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Özellikle ırkçılık, ayrımcılık, inançlara saygı noktasında otokontrol mekanizmalarını daha fazla çalıştırmanızı sizlerden rica ediyorum. Haberlere yapılan yorumlarda sınırların aşıldığını, kutuplaşmaların körüklendiğini üzülerek görüyoruz. Unutmayınız ki, kişinin özgürlüğü, bir başka kişinin özgürlük sınırında biter. Rencide edici, hakaret içeren, çocukları dikkate almayan, aile kurumunu, inançları, ülkenin ortak değerlerini çiğneyen yayınlar özgürlük değil, ihlal getirecektir. Ben, internet medyamızın tüm bu sorunları aşarak, kalitesini çok daha artırarak, medya içinde kendisine çok daha seçkin bir yer edineceğine gönülden inanıyorum. Sorunlarınızın çözümü noktasında son derece samimi olduğumuzu, çözümleri birlikte üreteceğimizi bilmenizi istiyorum. Katıldığınız, katkı verdiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, başarılar diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.&#8221;</p>
<pre>Kaynak:Sabah.com.tr</pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.olurbelki.com/06/06/2010/basbakan-internet-medyasi-ile-bulustu-internet-sansuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açıköğretim öğrencilerine müjde</title>
		<link>http://www.olurbelki.com/12/01/2010/acikogretim-ogrencilerine-mujde/</link>
		<comments>http://www.olurbelki.com/12/01/2010/acikogretim-ogrencilerine-mujde/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 21:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[250 milyon lira]]></category>
		<category><![CDATA[5 milyon öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[500 milyon lira]]></category>
		<category><![CDATA[açık öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[açık öğretim öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[açık öğretimden örgün öğretime geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[Açıköğretim Döner Sermayesidir]]></category>
		<category><![CDATA[Açıköğretim öğrencilerine müjde]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Üniversitesi (AÜ)]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[AÖF]]></category>
		<category><![CDATA[AÖF sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Çin ve Hindistan'daki açık öğretim normları]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Davut Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[sınav sonucu]]></category>
		<category><![CDATA[yeni sıav sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[yök]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK ve TBMM ile ilişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.olurbelki.com/?p=1225</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, açık öğretim öğrencilerinin, başarı kriterlerini tutturması durumunda okuduğu bölümden herhangi bir örgün eğitime geçiş yapabileceğini bildirdi. Atandığı Rektörlük görevine 1 Ocakta başlayan Prof. Dr. Aydın, Yunusemre Yerleşkesi&#8217;ndeki konuk evinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Prof. Dr. Aydın, öğrencisi olduğu üniversiteye rektör olarak hizmet verecek olmaktan duyduğu memnuniyeti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Açıköğretim öğrencilerine müjde !" src="http://i.tmgrup.com.tr/sbh/2010/01/11/Haber/667448200000.jpg" alt="http://i.tmgrup.com.tr/sbh/2010/01/11/Haber/667448200000.jpg" />Anadolu Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, açık öğretim öğrencilerinin, başarı kriterlerini tutturması durumunda okuduğu bölümden herhangi bir örgün eğitime geçiş yapabileceğini bildirdi.<br />
Atandığı Rektörlük görevine 1 Ocakta başlayan Prof. Dr. Aydın, Yunusemre Yerleşkesi&#8217;ndeki konuk evinde basın mensuplarıyla bir araya geldi.</p>
<p>Prof. Dr. Aydın, öğrencisi olduğu üniversiteye rektör olarak hizmet verecek olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 41 yıldır içinde bulunduğu AÜ&#8217;de rektör yardımcıları Prof. Dr. Meryem Akoğlan Kozak, Prof. Dr. Hasan Mandal, Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Nüvit Oktay il birlikte yönetim çalışmalarında bulunacağını, boş olan bir rektör yardımcılığına da ileride ihtiyaç olması durumunda atama yapılacağını söyledi.<span id="more-1225"></span></p>
<p>Saydamlık, hesap veren ve soran, paylaşan ve kentle bütünleşen bir yönetim felsefesiyle hizmet vereceklerini kaydeden Prof. Dr. Aydın, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Bu yönetim değişikliğini bayrağın devri, nöbet değişimi olarak görüyoruz. Üniversitenin bu bayrağını daha ileri taşıma gayreti içinde olacağız. Geçmişten gelen bu anlayışı ileri seviyeye taşımak istiyoruz. Bizden önce görevde olan Prof. Dr. Fevzi Sürmeli ve önceki yöneticilere şükranlarımızı sunmak istiyoruz. AÜ bir değerdir, Türkiye&#8217;nin kalbidir. Ülke için çok önemli bir yüksek öğrenim kurumudur. Açıköğretim öğrencisi ile örgün öğrencisiyle çalışanlarımızın sayısı ve eş ve çocuklarıyla 1,5 milyon nüfuslu bir ailedir. Bu aslında iki Eskişehir nüfusu demektir. Türkiye&#8217;deki yüksek öğretim öğrencisinin yüzde 47&#8242;si öğrencimizdir. Bunun bilinci içinde yönetim uygulamalarımız sürdürülecektir. Hedefimiz gerek parasal imkanları ve organizasyonları gerekse bilgi birikimi ve insan gücüyle adeta uyuyan dev olan AÜ&#8217;yü Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en önde gelen üniversitelerinin arasında parlayan bir yıldız yapmaktır. Bu iddiayla yola çıktık.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Aydın, bir gün Türk üniversitesinden akademisyenlerin de Nobel ve benzeri uluslararası ödülleri alacağını belirterek, &#8221;Bu bizden olmalıdır. Bu bize onur verir. Bu anlayış içindeyiz. Yeniden yapılandırma çalışmalarını bu anlayış içinde götüreceğiz. Çalışan üreten paylaşan arkadaşlarımızın önünü açacağız&#8221; dedi.</p>
<p>Öğrencilerin sosyal problemleri ve eğitimleriyle yakından ilgileneceklerini söyleyen Prof. Dr. Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Bunu önemsiyoruz. Çünkü onlar varlık nedenimiz. Eğer öğrencileri sahiplenmezsek, bize emanet edilen bu çocuklar, ailelerine uyuşturucu ve alkol bağımlısı olarak dönebilir, bir bölümü teröre, bir bölümü de ahlak dışı yollara gidebilir. Eğer öğrencileri sahiplenmezsek, gelecek yıllarda Eskişehir çok büyük öğrenci olaylarına aday bir kent olabilir. Bugünkü huzurlu ortamı kaybedebiliriz. Bizlere düşen görev, onların özel ve devlet yurtları gibi sorunlarıyla yakından ilgilenmektir. Bu öncelikli projelerimizden biridir.&#8221;<br />
<strong><br />
AÜ&#8217;NÜN 500 MİLYON LİRASI<br />
</strong><br />
Prof. Dr. Aydın, Rektörlük seçimi sürecinde YÖK ile görüştüklerini belirterek, şöyle konuştu:<br />
&#8221;Bize hep &#8216;diğer üniversiteler de iş yapacaklar ama para yok, sizde ise para var, ancak performansınız düşük&#8217; diye soruldu. Buna mümkün olduğunca cevaplar vermeye çalıştık. Bu sürecin sonunda AÜ&#8217;nün 500 milyon liralık kaynağının 250 milyon lirası Maliye Bakanlığına 250 milyon lirası da diğer yeni kurulan üniversitelere kullandırılmak üzere YÖK&#8217;e verildi. Şöyle düşünün bilgisayarlarınızı her sabah saat 09.00&#8242;da açıyorsunuz. SAY 2000 denen bir program sayesinde kimin elinde ne kadar para var, o görülüyor. AÜ de bunlar içinde yer alıyor. Şimdi bu yapı içinde bir gün size derler ki &#8216;ya bu parayı kullan ya da ver&#8217;. Para ne yazık ki gitti. Biz bundan sonra para vermek istemiyoruz.Sonbaharda &#8216;parayı verin&#8217; demelerinin önüne geçmek için yoğun bir şekilde yeni projelerin hazırlığını yapıp bu kaynakları yeni projelere bağlamak istiyoruz. Biz bir daha para veren yönetim olmak istemiyoruz.&#8221;<br />
<strong><br />
AÇIK ÖĞRETİM ÜNİVERSİTESİ<br />
</strong><br />
AÜ Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın, 31 Aralık 2009 itibariyle 1 milyon 320 bin açık öğretim öğrencisinin kayıt yenilediğini bildirdiği konuşmasında, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Bunun için de çok değişik programlar yürütüyoruz. Türkiye&#8217;nin ve kamunun ihtiyaçları, toplumun beklentilerini, teknolojik gelişmeleri ve dünyadaki model üniversiteleri de dikkate alarak açık öğretimi, yeniden yapılandırma sürecinin içine sokuyoruz. Bu süreçte bilgi teknolojilerini, interneti olabildiğince kullanacağız, programlarımızı güncelleyip gözden geçireceğiz. Bunları yaparken de kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç var. Ölçme ve değerlendirme ile sınav sistemlerini değiştireceğiz.<br />
Yasal değişikliklere ihtiyaç olacak. YÖK ve TBMM ile ilişkilerimiz olacak bu konuda. Artık 1,5 milyon öğrenciye ulaşacağı görülen bir süreçte dünyadaki İngiltere, Çin ve Hindistan&#8217;daki açık öğretim normlarını yakalamak istiyoruz. Buralardaki yöntem ve teknolojileri kullanıp açık öğretimi çok daha etkin ve verimli hale getirmek istiyoruz.&#8221;</p>
<p>Prof. Dr. Aydın, örgün öğretimden açık öğretime geçiş olduğunu, ancak açık öğretimden örgün öğretime geçiş olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;YÖK ile yaptığımız toplantılara bağlı olarak lisans yatay geçiş yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Sanırım gelecek birkaç ay içinde bu çıkacak. Artık açık öğretim öğrencisi, başarı kriterlerini tutturması durumunda okuduğu bölümden herhangi bir örgün eğitime geçiş yapabilecek. Örneğin işletmeden, İktisadi ve İdari Bilimlere, edebiyata veya eğitime gidebilecek. Bu devrim niteliğinde bir uygulamadır. Açık öğretim öğrencisinin önünü açma uygulamasıdır. Önümüzdeki dönemlerde mevzuatlarımızı buna uygun hale getireceğiz. Açık öğretime gelen öğrenciye artık açıktan mezun olacaksın durumu ortadan kalkacak. Başarılı öğrencilerin açık öğretimde önünü açacağız. Kimse sanmasın ki üniversiteyi kazanamayanlar açık öğretime gidiyor. Hayır bu sistemin içinde son derece başarılı öğrenciler var. Bundan sonra da gelecektir. Bu başarılı öğrencileri açık öğretime çekmek istiyoruz.&#8221;<br />
<strong><br />
AÇIK ÖĞRETİM ÖĞRENCİSİNE BURS</strong></p>
<p>Bunun yanında açık öğretim öğrencisi için üniversite sınav kılavuzunda yapılacak değişiklikle burs vereceklerini bildiren Prof. Dr. Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Biz onlara sınırlı sayıda da olsa örgünde olduğu gibi bizi tercih ettikleri takdirde burs uygulamalarından yararlanma imkanı vereceğiz. Yani yeni bir açık öğretim süreci başlıyor. Bu uluslararası normlara oturtulacak. Bu bağlamda çalışacağız. YÖK&#8217;de de bu anlamda bir komisyon var, onun içinde olacağız. 6 üniversite uzaktan eğitime giriyor. Bazı alanları onlara bırakacağız. Güçlü olan alanlarda biz olacağız.&#8221;<br />
Prof. Dr. Aydın, &#8221;Her işi yaparım&#8221; mantığıyla bir kurumun başarılı kılınamayacağını savunarak, &#8221;Bu anlayış içinde diğer uzaktan eğitim yapan üniversitelerle işbirliği yapacağız. Bizdeki birikimi kimsenin yakalama şansı yok. Ancak bizim katkımız olacak. Açık öğretim, başarılı olduğumuz sürece hiçbir yere gitmez. Bu kentimizin ve üniversitemizin bir parçasıdır&#8221; dedi.<br />
<strong><br />
&#8221;HİÇBİR BİRİM KAPATILMAYACAK&#8221;<br />
</strong><br />
Prof. Dr. Aydın, bir gazetecinin &#8221;AÜ&#8217;nün vitrini Radyo A, TV A, Anadolu Haber, Tiyatro Anadolu ve Senfoni orkestrasının kapanacağı yönünde bazı dedikodular var&#8221; demesi üzerine, üniversitenin vakıfları ve bunların şirketlerinin bir süredir tasfiye sürecine girdiğini bildirdi. Prof. Dr. Aydın, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Artık vakıf ve şirket yok. İki kaynağımız var. Bunun biri bütçe, diğeri Açıköğretim Döner Sermayesidir. İkisi de resmidir. Bu sistemin içinde bütün faaliyetlerinizi hukuksal bir temele oturttuğunuz takdirde bütçeden ve döner sermayeden para ödersiniz. Artık bir talep geldiğinde &#8216;vakıftan veya şirketten öde&#8217; der konumunda değiliz. Önceki rektörler Prof. Dr. Engin Ataç da Prof. Dr. Fevzi Sürmeli de bu konumda olmadı. Giderek daraldı. Öyle olunca bu tür faaliyetlerin sürdürülebilirliği sorunu ortaya geldi. Senfoni orkestrasının bütün elemanlarının konservatuvar çatısı altına girmesi lazım. Televizyon ve diğer yayınlar için de iletişim bilimleri fakültesinin çatısı altına girmesi lazım. Dolayısıyla sistemin içinde hukuksal zemini olmayan birimleri bu zemin içine sokmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Yeni bir performans uygulamasına geçiyoruz. Her birimin performansını ölçmemiz lazım. Bunun için de o faaliyetleri ilgili birimin içine koymanız gerekiyor. Böyle olunca bazı sıkıntılar doğal olarak geliyor. Kesinlikle hiçbir birimi kapatma niyetinde değiliz ama onların faaliyetlerini yasal zeminde finanse edebilecek bir hukuksal düzenleme içindeyiz. O arkadaşlarımız da ilgili birimin şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürecekler.&#8221;</p>
<p><em>Kaynk:Sabah.com.tr</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.olurbelki.com/12/01/2010/acikogretim-ogrencilerine-mujde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversite sınav saati değişti</title>
		<link>http://www.olurbelki.com/08/01/2010/universite-sinav-saati-degisti/</link>
		<comments>http://www.olurbelki.com/08/01/2010/universite-sinav-saati-degisti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 15:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[18 Ocak-12 Şubat arası]]></category>
		<category><![CDATA[18 Ocakta başvuru başlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[2010 ÖSYS başvuru tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[31 Ağustos-7 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[5 milyon öğrencinin]]></category>
		<category><![CDATA[Katsayı farklılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kılavuz]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS başlama saati]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS saati]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS sınav saati değişti]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSS sınav sati]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSYM saati]]></category>
		<category><![CDATA[ÖSYM Yeni Sınav Saati]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ünal Yarımağan]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav klavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav saat 10.00'da başlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav saati]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav süresi]]></category>
		<category><![CDATA[SINAV TARİHLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Sınavsız geçiş]]></category>
		<category><![CDATA[Tercih Klavuzu]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite sınav saati değişti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni katsayı sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni ÖSS sınav sati]]></category>
		<category><![CDATA[YGS-LYS-2010 Üniversite Giriş Sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.olurbelki.com/?p=1223</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu yıl içerik olarak sınav sorularında bir farklılık bulunmadığını belirterek, &#8221;Öğrenci geçen yıl hangi derslerden hangi tür soruları cevaplıyorsa bu yıl da aynı derslerden aynı şekilde soruları cevaplandıracak&#8221; dedi. Yarımağan ayrıca &#8220;Sınav saat 10.00&#8242;da başlayacak&#8221; açıklamasında bulundu. Prof. Dr. Yarımağan, Okan Üniversitesinin Akfırat Yerleşkesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ÖSS sınav sati ÖSYM Yeni Sınav Saati" src="http://i.sabah.com.tr/2010/01/08/Haber/606279137500.jpg" alt="http://i.sabah.com.tr/2010/01/08/Haber/606279137500.jpg" width="182" height="145" /><strong>Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu yıl içerik olarak sınav sorularında bir farklılık bulunmadığını belirterek, &#8221;Öğrenci geçen yıl hangi derslerden hangi tür soruları cevaplıyorsa bu yıl da aynı derslerden aynı şekilde soruları cevaplandıracak&#8221; dedi. Yarımağan ayrıca &#8220;Sınav saat 10.00&#8242;da başlayacak&#8221; açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong></strong>Prof. Dr. Yarımağan, Okan Üniversitesinin Akfırat Yerleşkesinde düzenlenen &#8221;YGS-LYS-2010 Üniversite Giriş Sistemi&#8221; konulu programa katılarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Yarımağan, bu yıl üniversite sınavlarına girişte özde bir içerik farklılığı olmadığını, yalnızca öğrenciye tek sınav yapıp &#8221;Alın istediğiniz soruları çözün&#8221; demek yerine, hangi sınavlara girmek istiyorlarsa onu söyleyerek o sınava girmelerinin sağlanacağını, yani her adaya sadece cevaplayacağı testleri vereceklerini söyledi.<span id="more-1223"></span></p>
<p>Öğrencilerin sınav kılavuzlarının ne zaman çıkacağını merak ettiği hatırlatılan Yarımağan, kılavuzların baskıya yıl başı öncesinde verildiğini, şu anda da tamamının basılmak üzere olduğunu, önümüzdeki hafta ortasından itibaren adayların kılavuzlara ulaşabileceğini kaydetti. Başvuruların 18 Ocakta başlayacağını ifade eden Yarımağan, kılavuzların daha önce sınav merkezi yöneticiliklerine ulaştırılacağını dile getirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Yarımağan, &#8221;Katsayı farklılıkları konusunda olası bir yürütmeyi durdurma kararı alınmasının ÖSYM&#8217;yi nasıl etkileyeceği&#8221;nin sorulması üzerine de, &#8221;Ben bu tür bir gelişmeyi düşünmek bile istemiyorum. 18 Ocakta başvuru başlayacak. Böyle bir gelişme olursa bu birçok şeyi geriye götürür. Yapılan başvuruların geçersiz olmasına yol açar. Adaylar koşullara göre başvurur. Bu gelişme olursa sonuçları nereye kadar varır söylemek zor, çok şeyi etkiler. Kişisel olarak böyle bir gelişmenin olmayacağını düşünüyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Yarımağan, &#8221;Üniversite sınavı, sadece 1,5 milyon öğrencinin sorunu değil, daha geniş kitlelerin sorunu. Bu yıl özde içerik olarak bir farklılık yok. Öğrenci geçen yıl hangi derslerden hangi tür soruları cevaplıyorsa bu yıl da aynı derslerden aynı şekilde soruları cevaplandıracak&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>&#8221;2010 ÖSYS başvuru tarihinin bir hafta ileri atılması sorun teşkil eder mi?&#8221; sorusuna Yarımağan, başvuru süresinin dört hafta ile sınırlandırıldığını, bu sürenin rahatlıkla yeteceğini düşündüklerini kaydetti. Yarımağan, öğrencilerin başvuru tarihinin sonunu beklemeden, başvurularını yapmalarının daha iyi olacağını dile getirdi.</p>
<p><strong>SINAV SAATİ 10.00&#8242;A ALINDI</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yarımağan, &#8221;Sınav süresi ve bu sürenin öğrencilere yetip yetmeyeceği&#8221; konusunda yöneltilen soru üzerine de, &#8221;Uygulama şöyle olacak. Sınav saat 10.00&#8242;da başlayacak. Bu saatte birinci soru kitabı dağıtılacak. Sonra salon başkanı saatine bakacak. Üç dakika geçmişse bitiş saati 10.48 olacak. Sonra tekrar saate bakılarak 45 dakika süre verilecek. Salonlar arasında belki farklılık olabilir, ama 45 dakika net. Aradakiler hariç&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yarımağan, &#8221;Haziran sınavının beş ayrı oturumda yapılması güvenlik açısından bir sorun teşkil eder mi?&#8221; şeklindeki soruya ise güvenlik açısından bir sorun olmayacağını düşündüklerini söyledi. 81 il merkezinde sınav yapılacağını anlatan Yarımağan, &#8221;Yeni bir uygulama yapıyoruz. Her test için ayrı soru kitapçığı dağıtıyoruz. Burada eğitim çalışması önemli. Mart ayında sınav merkezi yöneticileri ile toplantı yapacağız. Eğitim CD&#8217;si hazırlatıyoruz. Sınavda görev alacak öğretmenlerin hepsinin izlemesini sağlayacağız. Sınavın uygulamasında aksaklık olmaması açısından güvenlik konusu her zamanki güvenlik önlemleriyle devam edecek&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yarımağan, üniversitelere sınavsız geçiş konusundaki çalışmalar hakkındaki sorulara da şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8221;Sınavsız geçişin kaldırılması yönünde görüş ve çalışmalar var. Bunların içinde biz yokuz. Duyduğum kadarıyla bu yönde birtakım çalışmalar var, ama karşı görüşler de var. Sınavsız geçişin kaldırılmaması yönünde görüş olduğunu duydum, çünkü yasa değişikliği gerektiriyor, sonuçlanmadı. Sonuçlansaydı bu yıl kılavuzda ilan edilirdi. Oyunun kuralları, yani sınavın kuralları kılavuzda ilan ediliyor. Bundan sonra bir değişiklik olmaz, olmayacak.&#8221;</p>
<p><strong>SINAV TARİHLERİ</strong></p>
<p>Yarımağan, sınav tarihleri hakkında yöneltilen soruya da, prova amaçlı kılavuzdan bakarak, 18 Ocak-12 Şubat arasında başvuruların yapılacağını, YGS&#8217;nin 11 Nisanda, LYS başvurularının ise 5-14 Mayıs tarihleri arasında, LYS&#8217;nin ise 19-27 Haziran tarihleri arasında yapılacağını söyledi.</p>
<p>Kılavuzda tercih dönemi tarihlerinin ilan edilmediğini vurgulayan Yarımağan, geçen yılki gibi Temmuz sonu Ağustos ayı başı yapılacağını anlattı. Yarımağan, kayıt tarihlerinin ise 31 Ağustos-7 Eylül tarihleri arasında olacağını kaydetti.</p>
<p><em>Kaynak:Sabah.com.tr</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.olurbelki.com/08/01/2010/universite-sinav-saati-degisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

